Giacomo Meyerbeer Kimdir? Hayatı, Biyografisi ve Yaşamı Hakkındaki Yazılar
Meyerbeer, çalışmalarını Paris'te sürdüren bir Alman bestecidir. Jacob Meyer Beer adıyla, 3 Eylül 1791'de Berlin'de doğar. Tıpkı Mendelssohn gibi zengin bir Yahudi bankerin oğludur. Clementi'den piyano öğrenmiş, genç Weber ile yakın dost olmuştur. Bir harika çocuk olarak parlamış, daha yedi yaşında Mozart'ın piyano konçertolarını halk önünde çalmıştır. Konser piyanisti olarak mesleğine atılmadan önce İtalya'ya gider ve 1815'te Rossini'nin Tancredi operasının etkisiyle opera besteciliğine soyunur.
Aynı zamanda adını da Giacomo Meyerbeer olarak değiştirir. Bundan sonra altı İtalyan operası yazar, bunların çoğu başarılı olur. Özellikle Mısır'daki Haçlı (1824) adlı operası ona Paris'in kapılarını açar. 1826 yılında iki çocuğu, babası ve yakın dostu Weber'in ölümü Meyerbeer'i çok sarsar. Meyerbeer'in iki operası, (Şeytan Robert, 1831 ve Huguenot'lar, 1836) Scribe ile işbirliği sonucu, Grand Opera türünün ilk örneklerini oluşturur.
Meyerbeer, büyük meydanlardaki törenleri, kalabalık halk kitlesini simgeleyen koroyu sahnesine katar. Solo, koro ve orkestra güçlerini, olağanüstü bir ustalıkla dramatik anlatımda bütünleştirir. 1842-1849 arasında Berlin'de genel müzik direktörü olarak görev yapar. Ancak başta Wagner ve Heine gibi sanatçıların anti-semitist propagandaları onu çok yıpratır ve Berlin'den ayrılmaya zorlar. Peygamber (Le Prophete) (1849), Kuzey Yıldızı (L'Etoile du Nord) (1854) ve Dinorah (1859)"gibi operalarından sonra Meyerbeer, 25 yıl üstünde çalıştığı Afrikalı Kadın (L'Africaine) adlı operasının provalarını izlerken hastalanır ve 2 Mayıs 1864'te Paris'te ölür. Meyerbeer'in Grand Opera'sı başta Verdi olmak üzere pek çok besteciyi etkileyecektir.
Büyük Opera (Grand Opera), Lully'nin zamanından beri Fransa'da gelişen opera anlayışının meyvesi olmuştur. 1830'larda, bu daldaki en ünlü yapıtlar: Daniel Auber (1782-1871)'in Portiçili Dilsiz Kız (La Muette de Portici) (1828), Rossini'nin Guillaume Teli (1829) ve Jacques Fromental Halevy (1799-1862)'nin Yahudi Kızı (La Jıtive) (1835) adlı operalarıdır. Tüm 19. yüzyıl boyunca Grand Opera geleneği etkinliğini korur. Yalnız Fransa'da değil Avrupa'nın diğer ülkelerinde de kendini gösterir.
Örneğin: Bellini'nin / Puritani, Verdi'nin Aida operala-rındaki gibi. Wagner ise Büyük Opera geleneğini yalın ve saf yönleri ile uygular. Rienzi, Tannhauser, Lohengrin ve Tanrıların Sonu (Götterdammerung) operalarında olduğu gibi. Grand Opera, 20. yüzyılda da etkinliğini korumuştur. Örneğin: Darius Milhaud'nun Christophe Colonıb ve Samuel Barber'in Antonius ve Kleopatra operaları birer Grand Opera'dır.
|