![]() |
|
Türkler'in ve Yabancıların Biyografileri Ünlüler, Artistler, Aktörler, Sanatçılar , Rektörler, İş Adamları, Gazeteciler, Kaşifler, İdoller, Örnek Alınacak Kişiler - Biyografi |
![]() ![]() |
Seçenekler | Stil |
![]() |
#1 |
![]() JEAN-JACQUES ROUSSEAU[1712 - 1778]
Dinsel savaşlar zamanında Fransa’dan kaçmış olan Rousseau ailesi Jean-Jacques 28 Temmuz 1712 tarihinde doğduğunda bir yüzyıldan daha uzun bir süredir Cenova’daydı. Annesi doğumu sırasında öldü. Bir saat onarımcısı olan babası ona beş ya da altı yaşındayken okumayı öğretti ve daha on yaşına gelmeden birlikte annesinin bırakmış olduğu “romans”ları okumuşlardı; daha sonraları bunların “kesintisiz öz-bilincimin ... ve insan yaşamı hakkındaki tuhaf ve romantik düşüncelerimin başlangıcı” olduğunu bildirdi. Tarih de okudu, özellikle Plutark “en sevdiğim yazar oldu, ... beni romantik beğenimden biraz arındırdı, ... ve içimdeki özgür ve cumhuriyetçi tini oluşturdu.” Yaklaşık on yaşındayken babası bir kavga sonucu Cenova’dan ayrılmak zorunda kaldı ve Rousseau onun eğitimini Boissy papazına devreden bir amcanın bakımına verildi. Oniki ya da onüç yaşında Rousseau temel eğitimin bitirince bir çırak olarak önce bir noterin ve bu başarısız olunca da bir oymacının yanına verildi. 1728 yılında ustasını terketti, kasabadan ayrıldı ve İtiraflar’ının ilk altı kitabında kaydedilmiş olan bir dizi serüven ve dolaşmalarına başladı. Birkaç gün sonra sonra yardım için başvurduğu Savoy’un Katolik rahibi ona yaptığı hayırlarla tanınan Madame de Warens’e gitmesini önerdi. Madame de Warens’in yardımıyla Turin’e giderek orada ona yemek ve barınak sağlayan bir manastır evinde kaldı ve dokuz gün boyunca Katolik inanç üzerine öğretim gördü. Daha sonraları kendisinin Protestanlığı terkedişinin “özünde bir haydudun edimi” olduğunu belirtse de, Rousseau 1754 yılına kadar kendini bir Katolik olarak görmeyi sürdürdü. Birkaç ay uşak olarak hizmet ettikten sonra yeniden Annency’yi ziyaret etti ve onu evine alıp birkaç yıl sonra metresi olan Madame de Warens’a yardım için başvurdu. Madame de Warens ile birlikte olduğu dokuz ya da on yıl boyunca, Rousseau kendini bir işe uydurabilmek için birkaç girişimde bulundu. Bir süre papazlığı düşündü ve St. Lazare’nin papazlarıyla çalıştı. Sonra, kendisinin müziğe daha uygun olduğunu düşünerek katedralin koro şefinden dersler aldı; çok usta olmamasına karşın, bir daha asla müziğe ilgisini yitirmedi ve müzik birçok kez biricik geçim kaynağı oldu. Bu yıllar boyunca yaptığı tek yöntemli çalışma Les Charmettes’in kırsal ortamında Voltaire’in Felsefi Mektuplar’ı tarafından yönlendirilerek tüm bilimlerin bir araştırmasını yapmaya koyulmasıydı. Biraz dağınık bir şekilde onyedinci yüzyıl felsefecilerini okudu ve matematik, gökbilim, anatomi, Latin şairleri, tarih, ve tanrıbilim çalıştı. Madame de Warens ile yaşamı sık geziler tarafından kesintiye uğratılıyordu. Bunlardan birinde geri döndüğünde yerinin bir başkası tarafından kapılmış olduğunu gördü. Rousseau bunun üzerine Lyonslu bir soylu ailesinde öğretmenlik konumunu kabul etti. Birkaç ay sonra öğretme işinin hoşuna gitmediğini anladı, ve 1741’de Paris’e gitti. Rousseau’nun başkente yerleşme tasarları müzik notasyonu için geliştirmiş olduğu yeni dizge üzerine dayanıyordu. Bu dizgeyi Bilimler Akademisine sunmayı başarmış olsa da, onu destekleyen çıkmadı. Venedik’teki Fransız Konsolosuna sekreterlik konumunu kabul etmek zorunda kaldı. Bu görevi Paris’te kalışı sırasında tanıştığı kentin ileri gelen ailelerinden birinin aracılığıyla elde etti. 1745’te kente geri döndüğünde geçinmek için nota eşlemleme işini sürdürdü, yazınsal çevrelerin toplumlarına özel bir ilgi yöneltti, ve Diderot aracılığıyla Encyclopedie’ye müzik konusunda katkıda bulundu. Özel olarak kamu için amaçlanmamış olsa da, operası, Les Muses galantes, ona belli bir ölçüde ün kazandırdı. Hemen hemen aynı zamanda otelinde çalışan Thérèse le Vasseur andıdaki basit ve eğitimsiz bir hizmetçi kızıyla birlikte yaşamaya başladı. Yaşamı boyunca onunla birlikte kaldı, ve zaman zaman sorgulanan kendi anlatımına göre Thérèse ona tümü de doğduktan sonra hastaneye bırakılan beş çocuk doğurdu. 1743 yılında Venedik’te Rousseau “politik kurumlar” üzerine “ünümü mühürleyecek” olan bir kitap tasarladı; ama politika üzerine yazmaya başlaması aslında 1749 yılına dek gerçekleşmedi. O yıl Dijon Akademisinin “sanatlar ve bilimlerdeki ilerleme daha çok ahlakın çürümesine mi yoksa arılaşmasına mı katkıda bulunmuştur?” konusunda en iyi deneme için açtığı yarışmaya katıldı. Rousseau’nun uygarlığa doğanın iyiliğini çürüten şey olarak saldıran denemesi ona ödülü ve anında yazınsal ün kazandırdı. Salonlar onu onurlandırdı, genel maliye bürosu ona çok kazançlı bir iş sağladı, başka bir operası saraya sunuldu, ve eline bir kraliyet maaşı elde etme fırsatı geçmesine karşın biraz kararsızlıktan sonra onu geri çevirdi. Diderot ondan politika üzerine bir makale istedi, ve ilkin 1755’te Encyclopedie’de çıkan Politik Ekonomi Üzerine Söylem’i yazdı. Aynı yıl yine Dijon Akademi yarışması için yazılmış olan Eşitsizliğin Kökeni Üzerine Söylem’i yayımladı. Yazınsal başarısından kısa bir süre sonra Rousseau yalın yaşam üzerine öğretilerini kendine uygulamaya başladı, ve 1756’da onun için Madame d’Épinay tarafından hazırlanmış olan Hermitage’da yaşamak üzere Paris yakınlarında taşraya çekildi. Burada La Nouvelle Héloïse’i yazdı ve Diderot ile Madame d’Épinay’ın sevgilisi Frederick Melchior Grimm ile belirsiz ve acı bir kavgaya karıştı. 1758’de Hermitage’dan ayrılarak Montlouis’e yerleşti ve her ikisi de 1762’de yayımlanan Émile, Eğitim Üzerine’yi ve Toplumsal Sözleşme’yi orada yazdı. Rousseau’nun Diderot ve Grimm ile kavgası bütün ansiklopedicilerle olan ilişkisini tatsızlaştırdı. Onları ayrıca D’ Alembert ve Voltaire’e tiyatro temsillerini savunmaları nedeniyle yaptığı saldırıyla daha da kızdırdı. Politika ve din üzerine görüşleriyle Fransız yetkelerinin düşmanlıklarını kazandı. Émile ortaya çıkışından kısa bir süre sonra Fransız parlamentosu tarafından kınandı, ve Rousseau sürgüne gitmezse kendisinin tutuklanacağını öğrendi. Sürgünün ilk yılları o sırada Prusya’ya ait olan Neuchâtel’de geçti. Onu kınayanlarla çekişmeli yazıları sürekli olarak onu kamu tarışmalarına sürükledi, ve sonunda bir kez daha kaçmak zorunda kaldı. İlk önce Berne bölgesine gitti, ama burada da onu aynı yazgı bekliyordu. En sonunda 1766 yılında Hume’un çağrısını kabul ederek onunla İngiltere’ye gitti ve Thérèse’yi daha sonra Boswell ile birlikte gelmesi için arkada bıraktı. Önceleri biraz ününün tadını çıkardı; zamanının büyük adamlarıyla karşılaştı ve Kral ona belli bir gelir bağladı. Ama daha sonra Hume ile bozuştu, ve 1767’da bundan böyle orada rahatsız edilmeyeceğini öğrendiği Fransa’ya geri döndü. Bir süre dolaştıktan sonra, 1770’te Paris’e yerleşti, eskiden yaptığı gibi nota eşlemleme işine yeniden başladı, ve İtiraflar ile başka öz-yaşamöykü çalışmalarını bitirdi. Ama kendini gizli düşmanlarının olduğu kuşkusundan kurtaramadı. Bu kuşku 1778’de Diderot ile kavgasından beri yakasını bırakmamıştı, ve 1778’de Ermenonville’deki bir kulübe önerisini memnuniyetle kabul etti. Birdenbire 2 Temmuzda intihar söylentilerine neden olan koşullar altında öldü, ama bunlar daha sonraki araştırmalar tarafından desteklenmediler. Rousseau'nun Yaşamı: Rousseau 1712 yılında Cenevre'de yoksul bir saatçi ve dans öğreticisinin oğlu olarak doğmuştur. Calvin'in püriten ahlak anlayışının yerleştiği bir kent olan Cenevre'de, püriten bir eğitim anlayışıyla yetiştirilmişti. Bu onun eşitlikten, ilkellikten, arılıktan yana olan düşüncelerinin oluşmasında etkili olmuş, yine püriten ahlakın baskıcı, tutucu ve sıkı kurallarla örülü yapısı karşısındaki tepkisi ise özgürlükçü görüşlerini etkilemiştir. Rousseau'nun siyasal görüşleri, yaşadığı kentten kaynaklanan, bir kent devleti modeline oturtulmuştur. Yedi yaşında Plutarkhos'un yapıtlarını dinleyen Rousseau, bu yazarın özellikle -yalın ve eşitlikçi yapısı kafasında derin izler bırakacak olan- Sparta toplumu ve yasa koyucu Lykurgos'u anlatan yapıtından etkilenmiştir Annesinin Rousseau doğarken ölmesi, babasının da Cenevre'de ayrılması üzerine tek başına kalmıştı. On yaşındayken eğitimini yarıda bırakarak bir papazın yanında çalışmaya başladı. Bu sayede Latince öğrenen Rousseau daha sonra farklı işlerde de çalıştı. Venedik büyükelçisinin yazmanı olarak çalıştığı sıralarda siyasal konularla ilgilenmeye başladı. Kaldığı otelde çalışan Therese Levasseur adındaki bir hizmetçiyle tanışan Rousseau onunla evlenmemekle beraber evlilik hayatı yaşar ve ileride, bulunmuş çocuklar yurduna bırakmak zorunda kalacağı beş çocuğu olur. Aydınlanma düşüncesinin ürünü olan Ansiklopedi'ye müzik vb. konularda makaleler yazmaya başlaması 1745'de Diderot ile tanışmasıyla başlar. 1750 yılında Dijon Akademisinin açtığı "Bilimler ve Sanatların ilerlemesi Törelerin Bozulmasına mı Arınmasına mı Yardım Etmiştir?" konulu yarışmada, bilimsel ve sanatsal gelişmelerin erdemi yok ettiğini, ortaya çıkardığı yeni gereksinimlerle köleliğe kaynaklık ettiğini ileri sürdüğü, "Bilimler ve Sanatlar Üzerine Konuşma" adlı yazısıyla yarışmayı kazanır. Onun bu yapıtı, uygarlığın gelişimine paralel artan eşitsizliğin insani değerlerin yıkımını gitgide artırması gerçeğine karşı, aşağı sınıfların uygarlığa karşı çıkma biçiminde şekillere tepkisini dile getirir. 1755 yılında, Ansiklopedi'ye "Ekonomi Politik" makalesini yazar. Siyasal düşünüşünün merkezinde yer alan "genel irade" kavramını ilk kez burada kullanmıştır. Aynı yıl İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı adlı kitabı yayımlanır. Başkent yaşamından zaten sıkılmış olan Rousseau, Cenevre halkının çağrısını kabul ederek ülkesine döner. 1761'de özgürlükleri savunduğu ve aristokratik ahlakı eleştirdiği "Yeni Güneş" adlı yapıtını, 1762'de ise, siyaset üzerine "Toplum Sözleşmesi" ve terbiye üzerine "Emil" adlı yapıtlarını yayımlatmıştır. Emil'in bir bölümünde bir papazın ağzından sunulduğu "deist" görüşlerinden ötürü, parlamento hakkında soruşturma açılmasını ister. Paris piskoposu kendisine karşı buyrultu yayınlar. Cenevre'de ise cezaya çarptırılır. Bir ara Almanya'da kaldıktan sonra David Hume'un çağrısı üzerine İngiltere'ye geçer. Fakat onunla da bozuşur ve bir süre orada burada dolanmak zorunda kalır. Nihayet 1770 yılında Paris'te yerleşme izni alır. Portekiz ve Polonya için kendisinden istenen anayasa taslaklarını hazırlar. Kendi yaşantısını anlattığı itiraflar'ını yazmaya başlar. Tamamlayamadan, 1778 yılında yalnızlık ve yoksulluk içinde ölür. Jean-Jacques Rousseau'nun çağının ilerisine geçmiş bir aydın olduğunu söylemek yanlış olmaz. Montesquieu, tarihin silmekte olduğu bir sınıfın, aristokrasinin çıkarlarını savunmaya kalkarak zamanın gidişine ters düşen bir duruma düşmüş ve çağının gerisinde kalan bir ideolojiyi temsil etmiştir. Oysa Rousseau zeminini 19. yüzyılda bulacak olan bir ideolojinin görece temsilcisi olmuş ve ileride işçi sınıfının önderlerine ve ideolojisine hizmet edecek düşünceler üretmiştir. Eşitsizlikçi toplum eleştirisini, insanların özgür ve eşit oldukları, mutluluğun egemen olduğu -ve antropologların anlattıkları ilkel yabanıl sürü toplumlarına pek benzemeyen, kendi kafasında biçimlendirdiği- bir ilkel topluluk modelini ülküleştirerek oluşturmuştur. Bu açıdan baktığımızda çağımızın çok gerilerinde kalmış bir döneme duyduğu özlem üzerinden yaptığı uygar toplumun eşitsizlikçiliği eleştirisi yetersiz kalmakta ve Rousseau da çağının gerilerinde kalmaktadır. İnsanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağını, yani doğa durumundan uygar topluma geçişin kaynağını özel mülkiyette bulur ve şöyle der: "Bir tarlanın etrafını çitleyip 'burası bana aittir' diyen ve bu söze inanacak kadar saf kişiler bulan ilk insan uygar toplumun kurucusu olmuştur." (İnsanlar arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı, II. Bölümün ilk sözü) Rousseau, İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı'nda, uygar topluma özel mülkiyetin doğa durumu eşitliğini bozmasıyla geçildiğini söylemekle birlikte, Toplum sözleşmesi adlı yapıtında bu geçişin bir sosyal sözleşmeyle yapıldığını söyleyerek, birbirinden farklı iki görüş öne sürmüş olur. Toplum sözleşmesi kuramında Rousseau, hem doğa durumundaki özgürlüklerini korumak isteyen, hem de doğa durumunda ortaya çıkan kavgalara son verecek bir egemenin yönetimi altına girmek isteyen insanın, herkesin tüm haklarını topluma devrettiği ve aslında hiç kimseye devretmediği, kendi kendine itaat ettiği bir durum doğuracak bir toplum sözleşmesiyle bu problemi çözdüğünü öne sürer. "Rousseau'nun ideali, toplumsallaştırılmış büyük üretimin değil de küçük mülk sahiplerinin toplumculuğudur." Eşitliğin ve özgürlüklerinin korunduğu toplumsal yapının işleyişini ise toplumsal (ortak) yarara karşılık gelen bir genel irade egemenliği sağlayacaktır. Temel eserleri: Discours sur les Sciences et les Arts [Bilimler ve Sanatlar Üzerine Konuşma], Discours sur l’ Origin et les Pondements de l’ Ingalite [İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Temeli ve Kökenleri], Emile au de l’ Education [Emile ya da Eğitime Dair], Du Contrat Social [Toplum Sözleşmesi] ve Confessiones [İtiraflar]. |
|
![]() |
![]() |
|
|
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|