![]() |
Claude Achille Debussy Kimdir? Hayatı, Biyografisi ve Yaşamı Hakkındaki Yazılar
Debussy, 20. yüzyılda müziğin akışını değiştiren en önemli bestecilerinden biridir. Debussy'nin izlenimciliği, içe dönük bir romantizm olarak yorumlanır. Besteci yapıtlarının bir kısmını izlenimci duyuşla yazmıştır. Debussy aslında önceki çağın romantizmine karşı çıkmak, yeni çağa yeni bir dil bulmak çabasındadır.
Wagner’i tahtından indirmek üzere tüm Wagner'e karşı olan güçleri toplamış, bu konuda öncülüğü üstlenmişti. Debussy, Wagner'e karşı çıkarken büyük desteği Mussorgski'nin Boris Godunov’undaki gerçekçi yaklaşımdan alır. Pelleas ve Melisande operası, bir o kadar yalın ve gerçekçidir. Debussy birçok şair ve ressam arkadaşının etkisinde yaşamıştır. Whistler'in Thames nehrindeki gece görüntüleri, onun Noktürnler'ine esin kaynağı olduğu gibi, Verlaine ve Mallarme'nin dizeleri de Debussy'nin şarkılarında yemden doğmuştur. Claude Achille Debussy, 22 Ağustos 1862'de Paris'in Saint-Germain-en-Laye semtinde dünyaya gelir. 9 yaşında ilk piyano derslerini alır. 1872- 74 arasında Paris Konservatuarı'nda Marmontel ile piyano, Guiraud ile kompozisyon çalışmaları yapar. 1880-81 yıllarının yaz aylarında Rusya'ya giderek bir zamanlar Çaykovski'nin koruyucusu olan Madame von Meck ailesinin yanında piyanistlik yapar. 1884'te yazdığı Kantata ile Roma Ödülü'ne değer bulunur ve 1885 yılını Roma'da geçirir. 1887'den sonra Paris'e dönerek kendini besteciliğe adar. Fazla müzisyen dostu olmadığı halde birçok simgeci şair ve izlenimci ressam ile yakın dostluklar kurar. Bestecinin ilk orkestra yapıtı olan Bir Kır Perisinin Öğleden Sonrasına Prelüd'de gerek şiir, gerekse resim dallarının izlenimci etkileri belirgindir. Bu yapıtla Debussy, izlenimci stile başlamış, aynı zamanda da yirmi yıllık üretken dönemine girmiştir. Debussy 1899'da, bir terzi olan Rosalie Texier ile evlenir. Aynı yıl Paris'teki Dünya Sergisi'nde dinlediği Cava müziğinden son derece etkilenir. Doğu sanatındaki modal armoni ile yaptığı süslemeler, Wagner'in senfonik sürekliliğinden kurtulması için yeni bir çözümdür. 1903'te yazdığı piyano yapıtı, Pagodes, Cava kültüründen bir başlık ve Cava müziğinden esintiler taşır. 1902'de Pelleas ve Melisande operasının temsili ile artık kendini seçkin bir besteci olarak kanıtlamıştır. 1904'te bir Parisli bankacının Emma Bardac adındaki karısına tutularak Rosalie'yi terk etmesi ve Rosalie'nin intihara kalkışması skandallara yol açar. 1908'de Emma ile evlenir ve Claude-Emma adlı bir kızları doğar. Besteci Çocukların Köşesi adlı süitini kızına armağan olarak yazar. 1910'da başlayan kanseri giderek güçsüzleşmesine yol açar. Birinci Dünya Savaşı'nın hüznü ise sağlığını iyice bozar. 1915'te Siyah-Beyaz adlı iki piyano için yapıtını, Çello ve Keman Sonatı'nı tamamlar. Almanlar Paris'i bombalarken, 25 Mart 1918'de ölür. Debussy'nin stili 20. yüzyıl müziğine yön veren en önemli etmenlerden biridir. Öğrenciyken geleneksel kurallara başkaldırması, Mahler ve R. Strauss gibi post-Wagnerciler'in armonik stillerine karşı koyması dikkati çeker. Tıpkı şairlerin ve ressamların başardığı gibi daha zarif öğelerin müziğe egemen olması gereğini savunur. Müziğinin sanki hiçbir zaman notalara dökülmemişçesine, doğaçtan bestelenmiş duygusunu yaratmasını öngörür. Bestelerinin çoğu minyatür niteliğindedir: 24 Piyano Prelüdü gibi. Debussy, minyatür piyano parçalarıyla, Chopin'den sonra en önemli besteciler arasında yer alır. Sanatlı piyano çalma tekniğinde pedalin denetimi ile buğulu bir sonorite yaratmıştır. Ayrıca pointilliste piyano tekniği, aynı akımın ressamlarını andırır. Bestecinin Pelleas ve Melisande adlı operası 30 Nisan 1902 tarihindeki ilk temsilinde 20. yüzyıl müziğinin ilk kilometre taşı olarak değerlenmiştir. Bu tarihten sonra Debussy ve Richard Strauss, gelişmekte olan 20. yüzyıl müziğinin birbirine karşıt iki öncüsü olarak belirlenir. Bu opera, ünlü Belçikalı yazar Maurice Maeterlinck'in simgesel bir oyununa dayanır. Debussy'nin, diyatonik dizinin kalıplı armonisinden kurtulmuş müziği, bu oyunda düşsel bir özgürlük çizer. Bestecinin Deniz başlıklı senfonik taslakları, şiirsel bir imgelem filtresinden geçmeden, çocuksu bir saflıkla doğrudan doğayı yansıtır. Debussy, "Müziksel kompozisyonun sırrı" başlıklı yazısında şöyle der: "Denizin sesi, ufuk çizgisinin eğimi, rüzgârda uçuşan yapraklar, bir kuş şakıması, insanda kat kat izlenimler bırakır. Bir süre sonra kendi istemimizin dışında bu anılar damla damla akmaya başlar ve müziksel dil içinde bir anlatım yolu bulurlar." Ve Debussy'ye göre geleneksel teknikler, yapay kalıplar halinde karşımıza çıkarak bu anlatım akışının doğallığını engellemektedir. Böylece geleneksel tonalite anlayışından kurtulmayı, yeni bir karmaşık ritim düzeni getirmeyi, ses renginin temel bir öğe olmasını, her yapıt için yeni bir biçim yaratmayı ve zihindeki derin oluşumları keşfetmeyi öngörür. Debussy'nin Paris'te başlattığı yenilikler, tüm dünyadan genç bestecileri Paris'e çekmeye başlar. Güney Amerika'dan Doğu Avrupa'ya nice besteci, Paris'e esin kaynağı aramaya gelir. Bela Bartök, kendi halk ezgilerinde rastladığı pentatonik motiflere Debussy'nin müziğinde de rastlayınca, Neo-Romantik ortamdan kurtulup, Debussy'nin çekim gücüne kapılır. Ket Kep adlı orkestra parçası, bu etkiyi en çok gösteren yapıtıdır. Genç Stravinski de 1908 yılında Debussy etkisini Scherzo Fantastique adlı orkestra yapıtı ve Bülbül adlı operasında gösterir. Debussy'nin pek çok yapıtı, izlenimci teknik içinde işlenmiştir. Ancak tüm yapıtlarının izlenimci tavırda olduğunu söylemek yanlış olur. Bestecinin blok akorları kullanışı, modal havadaki armoni yapısı, tam-ses düzenindeki gam dizisini temel alışı, orkestralamasındaki zarif renkler, sesleri katman katman yerleştirmesindeki yöntem, vokal müziğinin coşkun, şiir okurcasına seslenişi, onun piyano ve orkestra alanında bir devrimci sayılmasının başlıca nedenleridir. Debussy'nin çağdaşı olan hemen her besteci onun etkisinde kalmıştır. İzlenimcilikte Debussy'yi izleyenler, Fransa'da Paul Dukas (1865-1935), Florent Schmitt (1870-1958) ve yaşamının çoğunu Fransa'da geçiren İngiliz besteci Frederick Delius (1862-1934) dışında Amerikalı Charles Griffes (1884-1920) olmuştur. Griffes, Debussy'ye karşı bir sav geliştirdiği sırada ölmüş, kendine özgü dilini kanıtlayamamıştır. Boulez, Messiaen, Webern, Bartök ve Stravinski, Debussy'nin açtığı yolda ilerleyip yeni keşifler yapmışlardır. |
Saat: 02:17 |
lisanslı Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.
SonForum.org 2007-2025